Kelâmbaz

İstanbul’un Fethi

Duyarak bakışan gözler görüyor,

Fatih Topkapı’dan şehre giriyor.

 

Stratejik ve jeopolitik açıdan çok önemli bir yere sahip olan İstanbul asırlar boyunca güçlü devletlerin hedefi haline gelmiştir. İstanbul’a hakim olan devlet Avrupa ve Asya kıtaları arasındaki güç dengelerini değiştirebiliyor ve bir nevi dünya’ya hakim bir güç haline geliyordu. 13.yy ve 15.yy haritaları ve imkanlar göz önünde bulundurulduğunda bunun ne kadar doğru olduğunu görmekteyiz. Bunun bilincinde olan şanlı ecdadımızda yıllarca İstanbul’un fethi için çabalamış ve nihayet başarılı olup İstanbul gibi önemli bir şehri bizlere miras bırakmıştır. Aşağıda ecdadımızın fetih girişimlerini ve gerekçelerini icra etmeye çalışacağız.

“Bu şehr-i Sitanbul ki bi-misl ü bahadır

Bir sengine yekpare acem mülkü fedadır

Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında

Hurşid-i cihan-tab ile tartılsa sezadır”

 

Fethin Siyasi Ve Sosyal Nedenleri

İslam devletinin kuruluşundan Osmanlı’ya kadar gelen dönem içerisinde İslam sancaktarlığı yapan her devlet ( Safevi devleti hariç) İstanbul önlerine gelmiş veya bir şekilde buna teşebbüs etmiştir. İslam devletlerinin İstanbul’a bu kadar düşkün olmalarının en önemli nedeni kuşkusuz Peygamber efendimizin İstanbul için söylediği sözlerdir “ İstanbul elbette fetholunacaktır. Onu fetheden emir ne güzel emir ve onu fetheden asker ne güzel asker.” Bu mukaddes sözü siyasi ve iktisadi nedenlerin üstünde tutmak lazımdır. Osmanlı devleti dönemine gelecek olursak, Küçük bir beylik olarak kurulan Osmanlı’nın İstanbul ile olan ilgisi daha kuruluş yıllarında başlamıştır. Bu ilginin amaçsız ve şuursuzca olan bir durum değildi. Osmanlı coğrafyasını göz önünde bulunduracak olursak 14.yy ikinci yarısında Balkan topraklarında ve Anadolu topraklarında yayılma politikası izleyen Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü sağlaması ve boğazlara hakim olup ticari, iktisadi ve ekonomik açıdan güçlü olması için İstanbul ile yakından ilgilenmesi zaruri bir ihtiyaçtı.

Fatih Sultan Mehmet Öncesi Yapılan Kuşatma Girişimleri

Orhan Bey ve I.Murad dönemlerin de Osmanlı orduları İstanbul önlerinde görünmeye başlamıştır. Lakin ilk ciddi teşebbüs I.Bayezid zamanında olmuştur. Bayezid tarafından 1395 ve 1396 yıllarında iki kere kuşatılmasına rağmen haçlı ve Moğol tehlikesi nedeni ile kuşatmalar başarıya ulaşamamıştır. Fetret dönemi Padişahı Musa  Çelebide kuşatma girişiminde bulunmuş fakat, donanmanın yetersizliği nedeni ile şehri zapt edememiştir. Fetret döneminde dahi kuşatmaların devam etmesi İstanbul’un Osmanlı için ne kadar önemli olduğunu gözler önüne getirmektedir. Fatihten önceki son ve ciddi teşebbüs babası II.Murad tarafından 1423’de gerçekleştirildi ancak buda başarılı olamamıştır. Günümüze ulaşmış olan bilgiler ve bazı rivayetler özellikle II.Muradın seleflerine nazaran İstanbul ile daha yakından ilgilendiğini ortaya çıkarmaktadır. Hacı Bayram Veli hazretleri ile II.Murad arasında geçen şu diyaloğu paylaşmak gerekir. Rivayet odur ki Hacı Bayram Veli hazretleri Edirne’ye geldiğinde Fatih 2 yaşındaydı. Babası Sultan Murad, Hacı Bayram’a “ Şeyhim ne dersin ben İstanbul’u alabilecekmiyim ? “  diye sordu. Hacı Bayram hiç ses çıkarmadı. Sultan Murad ısrarla;  ” Şeyhim teveccüh eyle, bu emelime nail olayım!” Hacı Bayram bir müddet murakabe halinde kaldıktan sonra başını kaldırdı. ” Sultanım İstanbul şehrini zapt etmek sana nasip değil! Şu küçük çelebi hele bi büyüsün de seninle o zaman konuşuruz!…”

Fatih Geliyor

“ Ya ben şehri zapt ederim yahut şehir beni ölü yada diri zapt eder.”

  1. Mehmet bütün siyasi hayatını istanbul’un fethi üzerine inşa etmiştir. Tahta çıktığı ilk günlerden itibaren İstanbul’un fethi için uygun ortam hazırlanmasının gerektiğini biliyordu. Kuşatma sırasında Doğuda ve Batıda bir tehlike ile karşı karşıya kalmamak için ilk iş olarak diplomatik çalışmalar yürüttü bu çalışmalar sonucu Macaristan, Sırp Despotluğu, Eflak ve Venedik ile barış anlaşmaları yaptı. Bizans kışkırtmaları sonucu isyan eden Karaman oğlu Beyliğinide barışa mecbur bıraktıktan sonra 1452 senesinde fetih için hazırlıklara başladı.

Kuşatma İçin Yapılan Hazırlıklar

“ Artık gecikmeye sebep be lüzum yoktur. Öyle bir fikri takibe ve öyle bir maksada hizmete hayatımızı vakfedelim ki ya bu şehri alalım yahut fethi uğruna mücadele ederek hepimiz ölüm diyarını vatan edinelim.”

İlk iş olarak babasının da vasiyetini yerine getirmek üzere ve Bizans’a deniz yolu ile gelebilecek olası yardımları engellemek için Anadolu hisarının karşısında bir hisar inşaatı başlattı. Bizans’ın tüm engelleme çabalarına rağmen hisar inşaatı 31 Ağustos 1452 tarihinde tamamlandı.

Rumeli Hisarı

Fatih ikinci ve en önem verdiği hazırlık İstanbul surlarını yıkabilecek büyüklükte toplar döktürmek istiyordu. Bu amaçla Edirnede; Bizans’tan kaçıp Osmanlı’ya sığınmış olan Urban usta ve müslüman Muslihuddin ve Sarıca gibi top ustalarına, Şahi adındaki  elli öküz ile çekilebilen  kullanımı için 700 adam gereken  ve yarım tondan ağır olan topu döktürdü.

Şahi Topu

Bizans Tarafında Yapılan Hazırlıklar Ve Bizans’ın Durumu

Bizans imparatoru ilk olarak yardım istemek için Roma’ya elçiler gönderdi. Bizans, papa tarafından yapılan Doğu ve Batı kiliselerinin birleştirilmesi teklifini de kabul etmişti. Kiliselerin birleştirilmesi kararı Bizans halkının yönetim ile olan arasını açmış durumdaydı. Öte yandan Bizans ekonomik ve askeri açıdan da zayıf bir durumdaydı. Konstantinos’un yaptırdığı asker sayımı Bizans’ın durumunu açıkça göstermektedir; yapılan sayıma göre 4793 yerli asker ve 3.000 e yakın paralı asker bulunuyordu. İstanbul’un yıllarca  Bizans’ın elinde olmasını sağlayan güçlü surlarıydı bu surlar sayesinde savunmada başarılı oluyorlardı ve Bizans imparatoru da önlem olarak surları güçlendirmiştir. Ve buna ek olarak ta Haliç limanına ulaşımı engellemek amacı ile denize zincir çektirmiştir. Bizans’ın aldığı tedbirler bunlarla sınırlı kaldı.

İstanbul 1400’lü Yıllar

İslam Orduları İstanbul Önlerinde

 “Biz toprakları değil gönülleri feth etmeye gidiyoruz.”

Fatih Sultan Mehmed 23 mart Cuma günü  Akşemseddin, Molla Gürani gibi şeyh ve alimleri de yanına alarak İstanbul üzerine harekete geçti. Anadolu Beylerbeyi İshak ve Mahmud Paşaların kuvvetleri ile Keşan’da birleşerek yürüyüşe devam ettiler. Nihayet Osmanlı ordusu 5 Nisan Cuma günü İstanbul önlerine gelmiş bulunuyordu. Bizans imparatoruna İslami şartlar gereği şehrin teslim edilmesi teklifi yapıldı, red cevabının alınması üzerine ilk hücuma geçildi.

İstanbul Kuşatma Planı

İlk zamanlar karada ve denizde başarısızlıklar birbirini takip etti. Mora üzerinden harekete geçmiş bulunan 3 Bizans gemisi Osmanlı donanmasını yararak haliç önlerine ulaşmayı başarınca Fatih Sultan Mehmet, muhtemelen önceden tasarlamış olduğu planı gereği gemileri Pera’nın kuzey kısmından kara yolu ile taşıtarak Haliç’e indirdi. Bu olay karşısında Bizans ordusunun ve halkının morali iyice bozuldu.

Ey leşker-i müfettihü’l-ebvâb vur bugün
Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına

Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-i hilâl içün
Gelmiş bu şehsüvâr-i cihângîr aşkına

Düşsün çelengi Rûm’un, eğilsün ser-i Firenk
Vur Türk’ü gönderen yed-i takdîr aşkına

 

Denizde alınan başarıyı kara savaşları da takip etmeye başlamıştı. Rumların surlarda açılan açılan gedikleri kapatmaması için top atışları gece gündüz devam ediyordu.

Güzel bahtı yar oldu padişahın

Delik deşik oldu duvarı hisarın

Fetih yüzün gösterdi gediklerden

Fethin ayeti okundu her yerden

27 mayıs günü bütün ordugaha 2 gün sonra umumi hücum yapılacağı haberi salındı. 29 mayıs gecesi şafak vaktinden 3 saat evvel topyekun hücum başladı. Sultan saldırıyı bizzat yönetiyordu. Sabah vaktine doğru vasıflı birlikler devreye sokuldu, eşzamanlı olarak tüm toplar ve gemilerde top atışına başlamıştı. Zor durum içinde kalan Bizans’ın artık saldırıya cevap verecek gücü kalmamıştı. Nihayet Osmanlı ordusu 29 mayıs salı günü öğle saatlerinde şehri tamamen zapt etmeye muaffak oldu. Fatih ve askerleri 8 asırlık bir hasrate son vermiş bulunuyordu. Fatih Sultan Mehmet  muhteşem bir alayla Topkapı’dan şehre giriyor, Avrupa ve Hristiyan alemi için, eski bir çağı nihayete erdirip yeni bir çağ başlatıyordu.

 

Yorum Yaz

Bizi Takip Et!