Kelâmbaz

Basın Fotoğrafçılığının Tarihçesi

Basın fotoğrafçılığı sadece fotoğraf çekme tekniği değildir, aynı zamanda düşünceyi, olayı aktaran bir üründür. Bazen bir fotoğraf romandan ya da resimden daha fazla anlatım gücüne sahip olabiliyor. Bu nedenle fotoğraf bir kitle iletişim aracı olarak bilinçli kullanıldığında maksadına ulaşır.

Elektronik fotoğraf makinesinin ortaya çıkmasına rağmen her yerde basın fotoğrafçılarının peydah olmamasının sebebi de düşünceyi olayı aktarmak için estetiğe ihtiyaç vardır.

Haber fotoğrafçılığının diğer bir önemi ise ikna edici gücü olmasıdır, gerçeğe uygunluğuyla okuyucuyu ikna eder ve okuduğu metni anlamasını zihninde olayı tasvir etmesini sağlar.

Basın Fotoğrafçılığının Doğuşu

14 Ekim 1843’te basın fotoğrafı niteliğini taşıyan ilk fotoğrafın çekilmesiyle başlamıştır. Hiçbir gazetede yayımlanmamış da olsa bu fotoğrafa söz konusu niteliği kazandıran neden ilk kez bir olayın çekilen fotoğrafı oluşudur. Bu fotoğrafta, Çin imparatorunun temsilcisi, Keying ile barış antlaşması imzalayan Fransa Başkonsolosu Lyrene’i görüntüleyen kişi, Jules Itier adında bir Fransız gümrük memurudur.

Jules Itier’in çektiği “ilk basın fotoğrafı”

1842 yılında, Alman fotoğrafçı Carl Steizner, Hamburg kentini yerle bir eden korkunç yangının fotoğrafını; 1848 yılında, İngiliz William Kilburn da Kennington’daki Çartistler toplantısının dikkate değer bir fotoğrafını çekmiştir.

William Kilbun’un çektiği “Büyük Çartist Toplantısı”

1840’ların başında, fotoğrafı, saniyenin 1/10’de fotoğraflar çekilebiliyordu. Ancak 1859–1860 yıllarından sonra, canlı konuların nitelikli fotoğraflar çekilebilmiştir.

İlk belgesel foto-röportajlar, olayları nesnel olarak canlandırmaları bakımından önemlidir. Örneğin, ünlü kişilerin portreleri, 1855–1856 Kırım Savaşı sırasında Sivastopol görüntüleri, 1869’da çekilen Sultan Abdülaziz Han’ın portresi, 1869’da Süveyş Kanalı’nın açılışı gibi.

Basında yayımlanan ilk haber resimlerinden biri, arabasında giden kraliçeye genç bir adamın silah çekmesi olayının görüntülendiği resimdir. Fotoğrafın basın dünyasına girişi 1850’li yıllara rastlar. Avrupa ve Amerika’da kazalar, olaylar görüntüleniyordu ancak, gerçek haber fotoğrafçılığı ya da basın fotoğrafçılığı, 1855’te Roger Fenton ile başlamıştır. (GEZGİN, 2002)

1856’da, İngiliz Fotoğrafçı Roger Fenton Kırım Savaşı’nı görüntülemek için Kırım’a gitmiştir. Kraliçe Vicroria, Fenton’un İngiliz askerlerine eşlik etmesini, ancak ölüleri ve üniformaları kanla lekelenmiş askerleri görüntülememesi koşuluyla kabul etmiştir. Böylelikle Fenton, Kırım Savaşı’na ilişkin yüzlerce fotoğraf çekip ilk savaş fotoğrafçısı olarak adını tarihe yazmıştır. (SMITH, 1953)

Roger Fenton’un çektiği İsmail Paşa

Kırım Savaşı, I.Dünya Savaşı ve II. Dünya Savaşı gibi büyük savaş ve vakalarda fotoğraf; “her şeyi en yakından gören tanık olarak” varlığını gösterdi. Bu dönemler fotoğrafın, en saydam araç sayıldığı dönemlerdir. Çünkü belgesel anlamda kullanılması, kitlelere “gerçeğe bu kadar sadık” bir görsel malzeme sunmasıdır. Ancak gerçeğe bu kadar sadık bir araç olması, onun bir propaganda aracı olarak kullanılmasını da beraberinde getirmiş ve Naziler tarafından sistemli bir biçimde propaganda aracı olarak kullanılmıştır. (ENOCH, 2012)

Vietnam Savaşının bitmesinde rol oynayan, Nick Ut’un çektiği “napalm girl” adlı fotoğraf. Fotoğraftaki kızın kıyafetleri napalm bombasının alevleriyle yanmış.

1960 ve 1970’li yıllarda Vietnam Savaşı, insanlar tarafından fotoğraf aracılığıyla tanınmış ve anlaşılmıştır. Ayrıca birçok fotoğrafçı bu savaşta çektikleri fotoğraflarla dünyaca ünlü oluşlardır. Savaşa karşı çıkışta, fotoğrafın önemli payı vardır. Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki ulusal kurtuluş mücadeleleri, sömürgecilerin yaptıkları ve sömürgenin batışı fotoğraf aracılığıyla beyinlerde daha iyi kavranabilmiştir. (Times, 1972)

Özellikle 20. yüzyılda kapitalist toplum kültürü satın almayı hızlandırmış, sonsuz eğlence sunmuştur. Ayrıca doğal kaynaklardan daha iyi yararlanmak, üretkenliği artırmak, düzeni korumak, için sonsuz miktarda bilgi toplama gereksinmesi içindedir. Fotoğraf, bu gereksinmeleri ideal bir biçimde karşılar. Çünkü fotoğraf makinesi gerçekliği kitleler için bir “gösteri”, yöneticiler için bir “gözetim” nesnesi olarak kullanabilme yetisine sahiptir. Bu nedenle posterlerde, afişlerde, bildirilerde ve gazetelerde fotoğrafın kullanılması yöneticiler için çoğu zaman bir silah olarak değerlendirilmiştir.

Basım tekniğinin gelişimi ve fotoğrafların telefon hatlarıyla anında dünyanın her yerine gönderilebilmesi, güncel olay fotoğrafına büyük bir yayılma gücü kazandırdı ve bu güç, dergilerle ve çok sayıdaki günlük gazetelerin basımlarıyla durmadan artmıştır. Basında bu yolla yayınlanan foto-röportajlar, ilke olarak belgesel röportajlardır. H.Cartier Bresson’a göre röportaj: “Bir sorunu, bir olayı ya da izlenimleri saptamak için aklın, gözün ve yüreğin de katılmış olduğu bir süreçtir.” (Cartier-Bresson, 1952)

Fotoğrafın propaganda için kullanılması son derece doğaldır. Siyasi propaganda, afiş, broşür, gazete ve dergi sayfalarında fotoğraf, etkin bir biçimde kullanılmaktadır.

Ülkemizde Basın Fotoğrafçılığının Doğumu

Türkiye’de izinsiz ve sansürsüz fotoğraflı kitap ya da gazete yayını ancak II. Meşrutiyet’in ilanından sonra gerçekleşebilmiştir.

Servet-i Fünûn dergisinin sahibi Ahmed İhsan (Tokgöz), yurtdışından getirttiği malzemelerle, foto muhabirliği mesleğinin temellerini atmaya çalışmıştır. Görevlendirdiği foto muhabirler, “Türk-Yunan Savaşı”, “Alman İmparatoru 2.Wilhelm’in İstanbul-Kudüs Gezisi”, “Osmanlı Anadolu Demiryolu Hattı” konulu foto röportajlar yapmıştır.

Ahmed İhsan Tokgöz

Oğuz Han Şimşek

Oğuz Han Şimşek

Yorum Yaz

Bizi Takip Et!