Kelâmbaz

Mızraklı İlmihal’e Dair

Asıl ismi Miftâhul Cennet(Cennet kapısının anahtarı) olan bu kıymetli kitap, halk arasında Mızraklı ilmihal ismiyle meşhurdur. Muhammed bin Kutbüddîn-i İznikî hazretleri tarafından yazıldığı rivayet edilmektedir.

Derin İslâm âlimi, seyyid Abdülhakîm Arvasi hazretleri, Mızraklı İlmihal için

(Miftâh-ul Cennet ilm-i hâlinin yazarı sâlih bir zât imiş. Okuyanlara fâideli olur)

buyurmuşdur.

Şair İsmet Özel’in de

(Bu millete bir tek şey lazım, Mızraklı ilmihal okumak)

dediği rivayet olunur.

Ülkemizde divan edebiyatı denince, şiir denince ilk akla gelen insan olan Hayati İnanç hocamız da sevenlerine Mızraklı İlmihal’i okumalarını vasiyet etmiştir.

Bu eser kıymetli fıkıh kitaplarından istifade edilerek hazırlanmış ve kitapta umumiyetle Hanefi mezhebindeki en kuvvetli hükümler toplanmıştır. İhtilâflı meselelere ise yer verilmemiştir. Bu bakımdan, halkın çok rahat anladığı bir ilmihâl kitabı olmuştur. Böyle olması sebebiyle senelerce halkın çok rağbetine mazhar olmuş ve ellerden düşmemiştir. Günümüzde dahi Anadolu’da pekçok evde kitabın Osmanlı Türkçesiyle yazılmış eski nüshaları mevcuttur.

Kitaba gösterilen bu teveccüh karşısında Nazım hikmet ise ‘Vatan Haini’ isimli şiirinde şöyle saldırmaktadır;

‘’vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, amerikan üsleri, amerikan bombası,
amerikan donanması, topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.’’

Bir komünistin Amerika’ya, sermayeye, otoriteye düşman olması pek tabiidir. Lakin Mızraklı İlmihal’e olan düşmanlığı ise ilk bakışta pek anlaşılamamıştır. Mızraklı İlmihal sıradan bir kitap olsaydı, Nazım Hikmet onu şiirindebu denli kötüler miydi? Aslında Nazım Hikmet burada sadece bir kitabı değil, bir zihniyeti hedef almıştır. O da milletimizde var olan Osmanlı’dan kalma Ehli Sünnet müslüman kimliğidir. Mızraklı İlmihal gibi ihlasla yazılmış ve halk tarafından da revaçta olmuş kitaplar, her türlü saldırılara rağmen bu milletin nezih itikadını muhafaza etmesine yardımcı olmaktadır. Bunu anladığından olsa gerek Nazım Hikmet bu kitaba bu şekilde saldırmaktadır.

Sadece komünistler ve ateistler değil, Vehhabiler, modernistler, mezhepsizler vs Ehli Sünnet dışı ideoloji ve fırkalar da Mızraklı ilmihale düşmalık etmekte ve temiz itikadlı Anadolu insanını Mızraklı İlmihal Müslümanı diyerek aşağılamaktadır. Bu ideoloji ve fırkalarda niçin Mızraklı İlmihâle düşmanlık görülmektedir? Bu soruya cevap vermek için önce ilmihal nedir onu öğrenelim.

Osmanlıca Mızraklı İlmihal

İlmihâl kitapları nedir?

Ehli sünnet alimlerinin, Kur’ân-ı kerîm’in açıklamalarından ve ayrıca Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam’ın (Hadîs-i şerîf) denilen sözlerinden derliyerek yazdıkları din kitâblarına (ilm-i hâl) kitâbları denir. Her Müslümanın, iman, amel ve ahlâk ile ilgili öğrenmesi ve yapması lâzım olan bilgileri ihtiva eder. İlmihâl bilgilerine zarûrât-ı dîniyye, yâni zarûrî din bilgileri de denir. Peygamber efendimiz; “İlim taleb etmek her Müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır.” buyurmuştur. Burada kastedilen bilgiler, ilmihâl bilgileridir. Bunları öğrenmeyen dînin emirlerini doğru olarak yapamaz. Çocuklarına öğretmeyen, onlara karşı dînî ve insânî vazîfesini yapmamış olur. Bu kitâplar fazla teferruâta, inceliğe girmeden din bilgilerini lâzım olduğu kadar anlatırlar. Dört hak mezheb olan Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinden herbirine âit ilmihâl kitâbı vardır. Mızraklı İlmihâl de Osmanlı coğrafyasında bilinen, en meşhur hanefî ilmihâl kitaplarından birisidir. Hatta en meşhurudur.

Osmanlı sultanı II. Mahmud, Es’ad Efendi’nin yazdığı Dürr-i Yektâ isimli Türkçe ilmihali Osmanlı coğrafyasındaki bütün şehir, kasaba ve köylere yollamıştı. Torunu Halife II. Abdülhamid Han ise aynı şekilde Osmanlı Türkçesiyle yazılmış bir başka çok kıymetli eser olan Mızraklı İlmihâl’i, ahalisinin ekseriyetinin Türk olduğu hemen her yere göndermiş ve halkının, dinini sahih kaynaklardan doğru bir şekilde öğrenmelerini temin etmişdir. Günümüzde arabanın bile zor ulaştığı bir çok köye bu kitap o günlerde katır sırtlarında ulaştırılmıştır.  Sultan Abdülhamid Han bu sayede ülkenin düşman işgaline uğraması, din düşmanlarının eline geçmesi, ehli sünnetin sindirilmeye çalışılması gibi tehlikelere karşı böyle bir tedbir almayı münasip görmüştür. Bu kitabı okuyan ecdadımız dinlerini doğru bir şekilde öğrenmişler, dinlerine sıkı bir şekilde sarılmışlar ve bozuk akımlardan zarar görmemişlerdir. Bu kitap, Anadolu’da bozuk akımlara, ideolojilere âdeta bir set çekmiştir.

Mızraklı İlmihal’in Muhtevası

Kitâba ‘’Bismillâhirrahmânirrahîm.El-hamdü lillâhillezî cealenâ minet-tâlibîne ve lil-ilmi minerrâgıbîne ves-salâtü ves-selâmü alâ Muhammedinil lezî erselehü rahmeten lil-âlemîne ve alâ alihi ve Eshâbihi ecma’în.’’ diyerek başlanılmıştır, yani besmele, hamd ve salavat ile başlanmıştır. Hamd ve salavatın manâsı: Bizi ilmi taleb edenlerden ve ona rağbet gösterenlerden kılan Allahü tealaya hamd olsun. Salât ve selâm âlemlere rahmet olarak gönderdiği Muhammed aleyhisselâma, O’nun âline,ya’ni Ehl-i Beytine (akrabâsına) ve Eshâbının hepsine ‘’rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în’’ olsun.

Kitâbın muhtevasında îmân ve doğru itikad, ibâdet bahisleri, küfür bahsi, ehli sünnet olmanın alametleri, güzel ahlâk, yemek yeme, 54 ve 32 farz gibi temel dini meseleler bulunmaktadır. Kitap zamanın Türkçesine göre yazılmış ve baş sayfasındaki mızrağa benzer motiften dolayı halk arasında Mızraklı İlmihal diye şöhret bulmuştur. Kitâpta Hanefî mezhebi âlimlerinden İbn Nüceym’in el-Eşbâh, Halebî’nin Mülteka kitâplarından, Ebusuud Efendi’nin fetvalarından ve yine Türkçe bir ilmihâl kitâbı olan Birgivî Vasiyyetnâmesi’nden iktibaslar mevcuttur. Kitapta ismi geçen kaynaklara bakıldığında kitabın 16. yüzyıldan sonra yazılmış olabileceği düşünülmektedir. Eserin yazma nüshaları arasındaki muhteva farklılıkları değişik tarihlerdeki matbu nüshalarında da görülmektedir. Bu farklılıklar belirli dönemlerde kitaba ilâvelerin yapıldığından olsa gerektir. Sade bir dilin ve kısa cümleli basit anlatım tekniğinin kullanıldığı Mızraklı İlmihal Osmanlı cemiyetinde en çok okunan ve ezberlenen eserler arasında yer almıştır. Sıbyan mekteplerinde din bilgisine başlangıç kitabı olarak, ayrıca camilerde, köy odalarında ve evlerde yaygın biçimde okunması sebebiyle halkın din anlayışını etkilemiştir. Şimdi kitabın orjinalinden birkaç kısım paylaşalım ve altına da latin alfabesiyle karşılığını yazalım.

 

Kitabın 2. sayfasından bir bölüm

(Ve dahi Hazreti Âdem aleyhi’s-selâm zürriyetindenim ve âhir zaman peygamberi Muhammed aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm dinindenim ve ümmetindenim. Elhamdülillah, i’tikadda mezhebim Ehl-i sünnet ve’l-cemaat. Ehl-i sünnet ve’l-cemaat demenin mânası, Resûlullah’ın eshabı ve cemaati her ne i’tikad üzere oldular ise ben dahi ol i’tikad üzere oldum demektir. Amelde mezhebim İmam-ı Âzam Ebu Hanife; ben İmam-ı Azam’ı imam edindim ve onun Kitabullah’tan ve hadis-i şeriften anlayıp çıkardığı meseleleri kabul ettim ve onun sözüyle ameli ihtiyar ettim.)

 

Mızraklı İlmihal’in 28. sayfası

(Ve dahi namazın on sekiz kadar müstehapları beyan olunur:
Evveli müezzin ikamette “hayye ale’s-salah” didiği zeman cemaat eğlenmeyip kalkmak,
2. İftitah (başlama) ve Vitrin Kunut tekbirlerinde erkekler başparmağını kulağının yumuşağına dokundurmak,
3. Kıyamda ellerini bağladıkda bileğini pekçe tutmak,
4. Kıyamda secde yerine bakmak,
5. Rükûda ve secdede beş (ve)ya yedi kere tesbih etmek,
6. Rükûda ayak üzerine nazar etmek (bakmak),
7. Rükûda ayakların(ı) kavuşturmak,
8. Kıyama kalkar iken (ayakları) açmak,
9. Yüzünden evvel elini yere koymak,
10. Secdede yüzünün iki yanına nazar etmek,
11. Selâm verirken omuz başına nazar etmek,)

Mızraklı İlmihal’i Nereden Buluruz 

Kitabın Osmanlıcası bugün birçok kitabevi tarafından basılmaktadır. Çeşitli şekillerde baskısı mevcuttur. Hem asli hem latin harfli beraber baskısı, yeni bilgisayarlı hat ile yazılışı gibi… Latinize edilmiş halini uzun yıllardır(belki 40 senedir) Hakikat kitabevi basıp çok uygun fiyata satmaktadır. Hakikat Kitabevinin hazırladığı nüsha yine Osmanlı döneminde telif olunmuş 2 kıymetli kitapla birlikte ‘İslam Ahlakı’ ismiyle tek kitap olarak basılmıştır.  Kitabın osmanlıca orjinalinin ve latinize edilmiş izahlı baskısının pdfleri aşağıdadır. Arzu edenler istifade edebilirler.

Osmanlıca Mızraklı İlmihal

İzahlı Mızraklı İlmihal (Latin harfleriyle)

 

 


Mahzenü’l-Ulûm kitabından iktibasla: Cedel(Münazara) İlmi

Ahmet Faruk Şenkaya

Ahmet Faruk Şenkaya

İlahiyat fakültesi talebesi

6 comments

  • Selamün aleyküm. Mızraklı ilmihalini Sultan Vahidüddin Hazretlerinin yazmış olma ihtimali var mıdır? Nitekim çok değerli bir fıkıh kitabı olan Ni’met’ül İslam kitabını da o yüce zatın yazdığını bir çok tarihçi rivayet eder.

    • Aleyküm selam efendim. Yazıda geçtiği üzere ”Kitâpta Hanefî mezhebi âlimlerinden İbn Nüceym’in el-Eşbâh, Halebî’nin Mülteka kitâplarından, Ebusuud Efendi’nin fetvalarından ve yine Türkçe bir ilmihâl kitâbı olan Birgivî Vasiyyetnâmesinden iktibaslar mevcuttur” Bu adı geçen alimler Sultan Vahidüddin’den çok önceleri yaşamış alimler. Üstelik bu kitap Sultan Abdülhamid devrinde sandıklarla halka dağıtıldı. Kitabın müellifinin Muhammed bin Kutbüddîn-i İznikî hazretleri olduğu zikrediliyor. Ama Ni’met-i İslam kitabının Sultan Vahidüddin hazretleri tarafından şehzadelik devrinde yazıldığı fakat şehzade olduğu için kendi ismiyle değilde Zihni efendinin ismiyle basıldığı birçok kuvvetli kaynaktan rivayet ediliyor.

  • Güzel bilgiler. Bu durumda bu kitabı edinip sevdiklerimize hediye etmek lazım. Ehli sünnet üzerindeki baskılar her geçen gün artıyor

Bizi Takip Et!