Kelâmbaz

Mahzen’ul Ulûm, İlim Öğrenmenin Engelleri

Mahzen’ul Ulûm

İlimler Hazinesi

Sultan Abdülhamid devrinde basılan pek çok eserin yakın tarihimizin yayın hayatında benzeri görülmemiştir. Bu devirdeki eserlerden bir tanesi de Mahzenul ‘Ulûm kitabıdır.

Her Müslüman talebenin bilhassa İmam-hatipli ve ilahiyatçı talebelerinin okumaları, en azından bir göz atmaları icab eden bir eserdir. İmam-hatip müfredatına müstakil ders olarak bile konulması gerekir. Ancak kimler ne kadar bu kitaptan haberdardır bilinmez. Bilim tarihçileri biliyordur. Belki biraz da İslami ilimlere dair ders veren yerler…

Kitap basit manada bir ilimler ansiklopedisi… Akli ve nakli bütün ilimler sistematik bir şekilde anlatılmış. Ana başlıklar ve alt başlıklarıyla her ilmin o zaman kadar kendi sahasındaki en kıymetli ve istifadeli eseri yazılarak malumat verilmiştir.

Tam bir başucu eseridir. Her ilim dalı tek tek tarif edilmiş. Ne lüzumsuz detaya girilmiş ne de verilen detaylarda faydasız bilgiler yer almış. Eserin en mühim hususiyetleri usul bilgileri verilmesi ve okuyucuyu lazım olan cihete doğru yönlendirmesidir.

340 sayfalık eserin dili her ilmin kendine mahsus ıstılahlarının da yazılması bakımından günümüz için biraz ağır gibi görülebilir. Ancak kendi yazıldığı döneme göre basit olup okurken cümlenin geliş gidişinden anlıyorsunuz. Açıklamalı, dipnotlu bir metin neşri yapılsa bugün çok kimse istifade edecektir.

Not: Mahzen’ul Ulûm kitabı, Hakikat Kitabevi sitesindeki şu linkten indirilip, okunabilir. http://www.hakikatkitabevi.net/book.php?bookCode=133

Kitabın yazarları; bir Osmanlı Ermenisi başkatip Serkis Urpilyan ile yine bir devlet memuru Seyyid Abdülzâde Muhammed Tahir adındaki zât-ı muhteremlerdir.

Kitaptaki bazı bölümlerin başlıkları: İlimlerin menşei(kaynağı), dimağda (beyinde) bulunan beş kuvvet, ilmin mahiyeti, ilmin mahiyetine dair meşhur tarifler, ilimlerin gayeleri, ilimlerin taksimatı, ilmin fazilet ve şerefi, ilim öğrenmenin mani’leri, ilim öğrenmenin edepleri, alet ilimleri, kıraat ilimleri, tecvid ilimleri, akli ilimler, nakli ilimleri, İslamda ilk musannifler, İslamî ilimlerin önceki ilimler ile karışması…. vesaire

Kitaptan ilim öğrenmenin mani’lerine dair kısmı sadeleştirerek iktibas etmeyi uygun gördük. Ara ara da kitaptan benzer iktibaslar yapmak okuyucularımız için faydalı olacaktır. Takdir sizlerin…

 

İLİM ÖĞRENMENİN ENGELLERİ

Âlimlerin büyüklerinden Ebülleys (Semerkandî) “rahimehullah” hazretlerinin beyân buyurduğu üzere:

İlm ehli, Allahü teâlâdan havf ve haşyet üzere olmalıdır. Allahü teâlânın yaratdıklarına karşı merhametli ve şefkatli olmalıdır. Belâlara tahammül edip, sabrı huy hâline getirmeli, yumuşaklığı tabi’at, tevâzû’u âdet edinmelidir.

İffet ve istikâmetden ayrılmayıp, ¡İmleri ve kitâbları mütale’a husûsunda devâm üzere olmalıdır. Hakkın ve doğrunun ortaya çıkmasında güzel mu’âmele edip, insanlarla münâzea, mücâdele ve husûmete düşmemelidir.

Kendi işleri ile meşgûl olup, hasmından intikâm almak fikrinde ve kasdında bulunması lâzım ve mühimdir. Hasmı mağlûb etmek, ilm ve kemâl ile olur.

Âlimler için, yimekde, giyinmekde ve ev kurmakda ve diğer bütün işlerde selef-i sâlihînin yolunu tutmak lâzımdır. Çünki mubâh ile zînetlenmek her ne kadar harâm olan işlerden değil ise de, mubâhları kullanarak râhat etmek ve mubâhlara çok dalmak âlimler için uygun değildir. İslâmiyyetin beyân buyurduğu şekilde kesb ve ticâret yapmak, mekân ve yemekde, giyinmekde ve nikâhda vasat(ortalama) hâli geçmemek de ilmî âdâplardandır.

Ondokuzuncu Bölüm

İLM TAHSİLİNİN MÂNİ’LERİ

Her hayırlı iş için bir mâni’ olduğu hâlde, ilm öğrenmek için, bir çok mâni’ler, engeller olduğu âşikârdır.

İlim tahsiline mâni’ olan şeyler, ileride öğrenirim demek ve zekâya güvenmek, bir ilmi öğrenmeden diğer ilme geçmek, bir kitâbı bitirmeden başka bir kitâbı öğrenmeye ve mütale’aya başlamak veyâ şiddetli zarûret ve ihtiyâç içinde olmak [hastalık ve fakirlik gibi], ilim öğrenecek olan kimsenin yanında, kısa ve geniş pekçok kitâbın bulunması gibi benzeri sebeblerdir.

İlmi ileride öğreneceğine güvenmek, akıllı kimse için uygun bir düşünce değildir. Çünki her günün kendine mahsûs bir meşgâlesi vardır. Bu günün meşgâlesini yarına bırakıp, te’hîr etmek doğru değildir.

Zekâya i’timâd etmek ise, cehâlet alâmetindendir. Çünki zekî olanlardan pek çok kimseler, zekâsının kuvvetine güvenmesi sebebiyle ilim tahsili yapamamış ve ilmî kemâlâtı elde edememişlerdir.

Bir ilmi öğrenip, o ilim hakkında ma’lûmât edinmeden, o ilmi bırakıp, başka bir ilmi öğrenmeye başlamak [sırayı gözetmemek], bütün ilimleri öğrenmekden mahrûm olmaya sebebdir. Bir kitâbı bırakıp, başka bir kitâba başlamak da bunun gibidir.

Şiddetli geçim sıkıntısı içerisinde olmak, ilim tahsilinin ve kemâle ermenin en büyük mâni’lerindendir. Çünki böyle zarûrî hâlde olanlar, dâimâ gamlı ve kalbleri meşgûldür.

Dünyâ işleriyle fazla meşgûl olmak da, ilim öğretmeye ve öğrenmeye mâni’ olan şeylerdendir. Çünki, insanın çok dünyâlığa, mala, mülke kavuşmasından, halkın işlerini üzerine almakdan dolayı hâsıl olan fazla meşgûliyetler, ilim ve kemâl elde etmeye mâni’dir.

İlimlerde eserlerin, kitâbların çokluğu, ta’lîmde farklı ıstılâhlar, ilm öğrenenleri tahsilden alıkoymakdadır. Çünki insanın ömrü, bir ilme âid kitâbları okuyup öğrenmeye bile kâfi değildir.

Meselâ, fıkh ilminde, gerek metin, gerek şerh olarak yazılmış olan kitâbların mütâla’asını bir ilim talebesi arzû etse, bu arzûsuna istediği gibi kavuşamaz. Aynı şekilde arabî ilimlere dâir yazılmış olan kitâbların mütâla’asına çalışılsa ömrü yetmez. Aynı şekilde o kitâpların tamâmen mütâla’ası mümkin olmaz. Bu yolda olan mütâla’a sevdâsı, lâzım olanlara yapışmamak kabilinden olup, âlimlerin gösterdikleri şekilde öğrenmeye, öğretmeye ve fazîletlerin kazanılmasına mâni’dir.

Muhtasar kitâpların çok olması da öğrenmeye ve öğretmeye mâni’ olur. Ya’nî İlmî mes’eleleri az ve kısa lafzlarla anlatan kitâblar, ilm tahsilinin engellerinden sayıldı.

Bu çeşid kitâbları, ilme yeni başlayanların anlaması kolay değil, zordur. “İbni Hâcib” ile “İbni Mâlik” ve sonra gelen âlimlerden ekserîsi, muhtasar kitâb yazmayı benimsemiş ve kısa yazmışlardır. Fekat bu şekilde kitâp hâzırlamak ilme yeni başlayanlar için zorluk teşkil etmişdir. Böyle kısa yazılan kitâblardan hâsıl olan meleke, geniş yazılmış kitâblardan kazanılan meleke gibi tam olmayıp, noksandır.

Geniş yazılmış olan kitâblar, mes’eleleri çokça tekrâr etdiğinden ve ibârelerinin (ifadelerinin) dar ve kapalı olmaması gibi fâideleri taşıdığından, bu çeşid geniş kitâblardan ilim öğrenen için tam bir meleke hâsıl olacağı âşikârdır.

Muhtasar kitâblar, ezberlenmelerini kolaylaşdırmak maksadıyla yazılmış ise de, bu maksad için, ilimlerden beklenen fâideli melekelerin kazanılmasını fedâ etmek, hikmete muvâfık görülmemişdir.

Yorum Yaz