Kelâmbaz

Güzelliğin Başkenti Çengelköy

Evliya Çelebi, Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’u fethettiği zaman şehirde Medyanoğlu Yanko zamanından kalma çengeller olduğu için Çengelköy’e, Çengelköy dendiğini söyler. Daha sonra da Üsküdar’a bağlı olduğunu belirtir ve birazdan bizim de değineceğimiz güzelliklerinden bahseder. O zamanın güzelliği ile bu zamanın güzelliği bir olmaz tabii ama yine de beton ve cam yığınına dönüşen İstanbul’un pek çok semtine göre güzeldir Çengelköy.

Her ne kadar Çengelköy hâlâ yeşil olsa da Evliya Çelebi’nin anlattıklarına bakılırsa Çengelköy’ün şimdiki yeşilliği o zamanki yeşilliklerin yanında bir hiçtir. Evliya Çelebi Çengelköy’den bahsederken şu anda meşhur bir marka tarafından restore edilip yeme-içme mekânı olarak kullanılan Abdullahağa Yalısı’na da değinir. Yani Abdullahağa Yalısı Çengelköy’ün eski sahiplerindendir.

Çengelli Köy

Bizans döneminde dinî bir merkez olan Çengelköy’de manastır ve kiliseler de yapılmıştır. Günümüzde bu binalardan kalan pek fazla bir şey yoktur. Kanlıca yönüne giden toplu taşıma araçlarının Çengelköy durağının arkasındaki Tanrıverdi Sokak’ta bulunan Ayios Yorgios Kilisesi ise bir vakfa bağlanmış ve halen kullanılır durumdadır. Bu kilise Bizans Dönemi’nden kalma bir kilisedir fakat harap bir halde olduğu için kullanılmayan kilise, saraydan verilen izinle on sekizinci yüzyılda tamir edilmiştir. Çengelköy, Bizans döneminde liman olarak da kullanılırdı. Zamanla liman olarak kullanılmaktan vazgeçilmiş adını aldığı çengellerin yapıldığı bir yer olmuştur.
Evliya Çelebi, Çengelköy için “…Köy leb-i deryada olup arka tarafı bağlı bahçeli hiyabanlardır ki tavsifinden dil acizdir. Ahalisinin çoğu Rum’dur. İslamları azdır. Lakin sarayları, bahusus içindeki Hasbahçe gayet mükelleftir. Tumturaklı, revnaklı (renkli, pırıl pırıl) bir bağ-ı iremdir. Fakat Allah-u alem bu bahçenin talihi Merih burcuna tesadüf etmiştir. Lakin köy mamur, şirin bir rıbte-i mahbube’dir (bağlayıcı güzel).

Cümle tahtani, fevkani (üst katı olan), kagir binalı üç bin altmış kadar evleri vardır. Sahilinde bir de küçük cami vardır. Çarşısından geçilerek (İmparatorluk) İstavroz Bahçesi’ne gidilir.” demiştir. Evliya Çelebi’nin bahsettiği bu cami, büyük ihtimalle Hacı Ömer Camii’dir.

Çengelköy Kasrı

Çengelköy Kasrı başlığını burada okuyup biz neden görmedik diye üzülenler varsa gönüllerini ferah tutsunlar. Bu kasır Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde kalmıştır. Çengelköy ile Vaniköy arasındaki bu kasrın her katında, Evliya Çelebi’nin anlattıklarına göre, havuzlar ve birbiri ardına dizili çok sayıda oda bulunurdu. Kule bahçesinin dışında bir mescit, bostancı odaları, padişahın savaşta ve avda kullandığı köpeklerin yetiştirilip bakıldığı bir samsonhane (seksonhane) vardı. Ne yazık ki Sultan Üçüncü Ahmed zamanına gelindiğinde kasır harap olmuş bulunuyordu. Bir rivayete göre de Damat İbrahim Paşa, bu sarayın taşlarını Kâğıthane’ye naklettirerek kendi sarayının inşasında kullanmıştır.

Çengelköy, Osmanlı hükümdarları için en gözde sayfiye ve av yerlerinden olmuştur. On yedinci yüzyılda iki padişah, Dördüncü Murad ve Dördüncü Mehmed Çengelköy ile oldukça fazla ilgilenmişlerdir. Av merakı meşhur olan Sultan Dördüncü Mehmed için Çengelköy ormanları iyi bir av sahası idi. Avlanmak dışında, Beylerbeyi’ne doğru uzanan Istavroz Bahçesi’ne de düşkün olan padişahlar Çengelköy ile birlikte anılan meyveler için de buralara gelirlermiş.
Eski yazarlar Çengelköy’ün kirazı kadar ayvasının da ünlü olduğunu yazarlar. Bu meyveler büyük bir pazar kayığı iskelesi ile kente gönderilir ve bu iskeleden yine köyün ihtiyaçları karşılanırdı. Bu iskele özel kayıkları ve kayıkçıları olmayan insanların da ulaşımını sağlıyordu.

Süper Baba Da Burada

Bir dönemin, benim çocukluğumun, vazgeçilmez dizisi olan Süper Baba’daki Nihat’ın Kahvesi, özellikle hafta sonları oturulacak yer bulunmayan, her türlü yiyeceğin dışarıdan getirilmesine müsaade edildiği için insanların piknik sepetleriyle geldiği bir mekân olan Tarihî Çınaraltı Aile Çay Bahçesi’nin ta kendisidir.


Tarihî Çınaraltı Aile Çay Bahçesi tarihî olmasının yanında gerçekten de çınar altındadır. Mekâna ismini veren çınar neredeyse bin yıllıktır. Gövdesinden çıkan kolları da bir ağaç boyutuna ulaştığı için gövdesi dallarını taşıyamamış ve bu kollar demir desteklerle desteklenmiştir.
Çınarın hemen dibindeki cami de Abdullah Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Çengelköy’ün En Görkemli Binası

Çengelköy’ün sahil kısmı henüz gökdelenlerin, büyük apartmanların istilasına uğramamıştır. İnsanların kendilerini dinlemek için tercih ettiği semtlerin başında geliyor olması ve Çengelköy’de bulunan mekânların da insanlar tarafından tercih ediliyor olmasından dolayı şu anki halinde kalabilir gibi gelse de insanoğluna güven olmaz. Umarız Çengelköy ve sahili en azından bugün olduğu haliyle kalır.
Şimdilik bâkir alanlar olduğu için Çengelköy’ün en görkemli binası Kuleli Askerî Lisesi’dir. Geçirdiği restoreden sonra eski ihtişamına kavuşan Kuleli Askerî Lisesi, boğazı süsleyen mimariler arasındadır. Ayrıca Türkiye tarihi için önemli isimleri yetiştirmiş olmasından dolayı da ayrı bir yeri vardır.

Kuleli’den bahsedip de hemen karşısında bulunan ve 1720 yılında Boşnak asıllı Kara İbrahim Paşa’nın oğlu Kaymak Mustafa Paşa’nın kendi adına yaptırdığı camiden bahsetmeden olmaz. Mustafa Paşa camiyi yaptırırken bahçesine bir de çeşme yaptırmıştır. Cami bahçesinin peyzajı da geçtiğimiz yıllarda tamamlanmış ve caminin güzelliğini daha da ön plana çıkarmıştır.

Çengelköy’de Ne Yapmalı

Aslında sahilde şöyle bir tur atsanız, Abdullahağa Yalısı’nın yanındaki iskeleden Boğaziçi Köprüsü’nü seyretseniz yeter belki ama yine de buraya kadar gelmişken bir şeyler yiyip içmek gerekir değil mi?
İşte bizim tavsiye edeceğimiz bazı mekânlar;

Çikolata Kahve İstanbul:
Küçücük bir dükkândı tanıştığımızda ve pek kimse de bilmezdi. Dükkânın sahibi Bülent Ağabey hoş sohbet biri olduğundan ve biz de sohbeti sevdiğimizden kendisiyle samimiyetimiz arttı. Şimdi Derecik Sokak’ın sonuna geçti ve mekânı epey büyüttü –artık bir konak oldu- ama kalabalık da arttı. Allah daha çok versin tabii ama eski müşterileri de Bülent Ağabey ile eskisi gibi sohbet edememekten şikâyetçi. Hem Bülent Ağabey’in hem de diğer çalışanların güler yüzlü, hoş sohbet olması insanları bu mekâna müdavim etmeye yetiyor da artıyor bile.
Sıcak çikolata, Türk kahveli sıcak çikolata ve Türk kahvesi içebileceğiniz mekânda bir sürü de farklı çikolata yiyebilirsiniz. Bir kere gitseniz müdavimi olacağınızın garantisini veriyoruz.


Hurma Kafe:
Çengeloğlu Sokak’ta bulunan Hurma Kafe, adeta bir antika dükkânı. Antika olup da bir kafede kullanılabilecek ne varsa hepsini burada bulabilirsiniz. Karnınızı doyurmak için biraz ev yemeği yemek isterseniz Çengelköy’deki birçok mekân arasından Hurma Kafe’yi tavsiye ederiz. Ayrıca mekânın mantısı da güzeldir.

Hatr-ı Kahve:
İspark’ın hemen karşısındaki ara sokakta bulunan mekânda mekâna ismini veren şurubu mutlaka içmelisiniz. Küçük, şirin bir ev görünümünde olan mekânda Osmanlı şerbetlerinin farklı örneklerinin tadına bakabilir, narlı sıcak çikolata içebilirsiniz. Ayrıca Hatr-ı Kahve’de çocukluğunuza ait çizgi romanlar, eşyalar da görebilirsiniz.

Ahmet Rasim Akdağ

Yorum Yaz