Kelâmbaz

Bir Garip Serzeniş

Bütün muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: Ya biri bir yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.

Tolstoy

İşim gereği doğudan batıya birçok ülkeye seyahat etme imkanı buldum. Çok gezen mi bilir çok okuyan mı sorusunu sormayın lütfen, hem gezen hem okuyan olarak cevabı hâlâ bulabilmiş değilim. Evet, cevabı bulamadım ama zamanla başka bir şey farkettim; özellikle batı seyahatlerimin içimi acıtmaya başladığını. Değişik bir his bu; hayal kırıklığı ile karışık kızgınlık.

Birazdan okuyacağınız satırlar, Hannover messe’nin(fuar alanı) mescidinde abdest alıp, sonra ıslak ayaklarıyla, ayakkabıların kirlettiği zeminde yürüyüp, yine o kirlenmiş ayaklarıyla mescide giren birine olan kızgınlık ile yazıldı. Bu kızgınlığın muhatabı olan Güney Asya’lı mümin kardeşimiz kendisine yaptığımız uyarıya da son derece şaşırmış şekilde cevap verdi. “Is it dirty here?” “Burası kirli mi?”

Hacca veya umreye gitmek henüz nasip olmadı. O nedenle ümmetin çeşitli renklerini bir arada görmek imkanına ancak uluslararası fuarların mescidlerinde kavuşabiliyorum. Esasında tablo ümit verici ve hislendirici. Malezyalısından Çeçenistanlısına, Hintlisinden Türkistanlısına kadar dünyanın her yerinden Müslümanlar görüyorsunuz bu mescidlerde. Ecdat dini yaymak için nasıl da çabalamış diyor, gururlanıyorsunuz. Sonrasında batılının doğru yaptığıyla bizim yanlışımız arasında bir mukayese başlıyor zihninizde. Mukayese, mukayeseyi kovalarken son bir kötü hadiseyle aşılıveriyor sinir eşiğiniz. Benim eşiğimi aşmama Hint coğrafyasından olduğunu tahmin ettiğim bir kardeşimiz vesile oldu.

Evet biliyorum, onun memleketindeki Hindular çürümeye bıraktıkları ölülerle beraber aynı nehirde yıkanıyorlar tiksinmeden. Sokağın ortasına pisleyenler de cabası. Fakat bu mevzu bahane kaldırmaz, müslüman için temizlik o kadar hayâti bir mesele ki, malumunuz “Temizlik imanın yarısıdır” hadisi şeriftir.

Tâbiî’nin gençleri toplanıp Eshab-ı Kiram’a -rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în- soruyorlar; Allahü teâlâ sizi çok seviyor. Kur’ân-ı kerimde sizi övüyor, bunun sebebi nedir? Bize söyleyin de, biz de sizin gibi olalım dediklerinde, Eshab cevaben diyorlar ki; bizi çok övüyor, çünkü biz temizliğe çok dikkat ederiz . Keza Kur’ân-ı kerimde çeşitli yerlerde, “Temiz olanları severim” buyuruluyor. Zâhiri temizliğin bâtini temizliğe vesile olduğu da bambaşka bir bahis.

Bilmem daha fazla bir şey demeye gerek var mı?

—-

Azınlık olmak kenetlendirir, birarada durmaya vesiledir derler ama bunu bile başaramıyoruz. Günde yüzbin kişinin gezdiği fuarda namaz kılmak için mescide giren hepi topu 20-30 kişiyiz. Birbirimize sarılıp çocuk sever gibi yanaklarımızı sıksak yeridir ama.. Bir soğukluk, bir mesafe.. Cemaatle namaz kılmamak da daha çok bizimkilere mahsus bir hastalık. Ha matematikçi tahtaya çağırmış ha imam olmuşsun, korku aynı.

Her şeyi geçtim, mescide girerken selam veren bile az. Yahu “Selamı yayınız” emrine muhatap müminler mescidde birbirinden göz kaçırırken, elin gavuru sokakta yanımdan geçerken hello diyor. Nasıl sinirlenmeyeyim? Bu kızgınlık küçümsemenin, beğenmemenin kızgınlığı değil. Aksine girdiğim büyük beklentinin dönüştüğü hayal kırıklığının kızgınlığı. Haksızlık mı ediyorum acaba? Hani deriz ya, selam verdim borçlu çıktım! Besbelli ki yabancılaşmışız, güvenmiyoruz birbirimize.

Bazen memleketten ümidi  kesip, bilmediğim bir yerlerde müslümanlar iyi bir şeyler yapıyorlardır diye düşünerek rahatlamak istiyorum ama nafile. Müslümanlar adına ne varsa yine en çok Türkiye’de var. Kimseden bir şey beklemek yok, ne yapılacaksa yine biz yapacağız. Yapmadığımızın vebali de büyük.

Günün sonunda zihnimde bir harp canlanıyor. Batılı olmak için bira içenlerle batıya kızıp iPhone kıranların harbi bu. Zaten iki koca yüzyılı bununla heba etmedik mi?

 

(Konuya dair bir başka yazı “Medeniyet ölçümüz ne olmalı?”)

 

Bünyamin Ekmen

Bünyamin Ekmen

Makina mühendisi, müteşebbis. Altın Çınar Gençlik Derneği başkanı.

Okumayı ve paylaşmayı sever. Burada olmaktan dolayı çok mutlu.

Yorum Yaz

Bizi Takip Et!