Kelâmbaz

Bir Çanakkale Şehidinin Son Sözleri

Çanakkale cephesi 1. Dünya Savaşı’nın en kilit noktalarından biriydi. Bu cephede sadece Anadolu insanı değil, şimdi hudutlarımız dışında kalan, imparatorluk sınırlarındaki pek çok yerden gelen insanımız gelip savaşmıştır. İngiliz kuvvetlerinin bütün ağır silahlarıyla bomba yağdırdığı bu cephede yaşananları yeni nesiller henüz tam idrak edebilmiş değildir.
Ecdadımızın kanını akıttığı Çanakkale cephesi her ne kadar kazanılmış olsa da Sarıkamış, Yemen, Filistin-Nablus gibi cephelerdeki başarısızlıklar, geri çekilmeler Osmanlı’nın mağlub olması için yetmişti. Yüzbinlerce şehidi, gazisi, vatan mücadelesi yanında yaşanan nice ihanetler, fitneler, maddi kayıplarla  1.Dünya Savaşı’ndaki hâlimiz; tarihe bir ibret levhası olarak kazınmıştır.
Aşağıdaki mektubu Çanakkale’deki bir şehidimiz, hastahanede yazmıştır. Geride kalanlar için bir ders mahiyetinde olan mektubu, bu manidar 18 Mart gününde iktibas ediyoruz. Bütün şehid ve gazi evladlarına ithaf olunur:

ŞEHÎDİN KİMLİĞİ:

İSMİ : M.Tevfîk

RÜTBESİ : Kolağası (Ön. Yzb.)

GÖREVİ : Bölük Komutanı

BABA ADI : Alî Rızâ

DOĞUM TÂRÎHİ : 1296 (1881)

DOĞUM YERİ : İstanbul

2 Hazîran 1916 da bir İngiliz mermisi ile yaralanmış ve Çanakkale Askerî Hastahânesinde şehîd olmuşdur.

OVACIK KARÎBİNDEKİ ORDUGÂHDAN
18 MAYIS 1331-PAZARTESİ
(1915)

Sebeb-i hayâtım, feyz-ü refîkim,

Sevgili Babacığım, Vâlideciğim;

Arıburnunda ilk girdiğim müdhiş muhârebede sağ yanımdan ve pantolonumdan hâin bir İngiliz kurşunu geçdi. Hamd olsun kurtuldum. Fekat, bundan sonra gireceğim muhârebelerden kurtulacağıma ümmîdim olmadığından, bir hâtıra olmak üzere şu yazılarımı yazıyorum:

“Cenâb-ı Hakka hamd-senâlar olsun ki, beni bu rütbeye kadar îsâl etdi. Yine mukadderât-i ilâhîye olarak beni asker yapdı. Siz de ebeveynim olmak dolayısıyla, beni mukaddes dînimize ve vatan ve millete hizmet etmek için ne sûretle yetişdirmek mümkin ise, öylece yetişdirdiniz. Sebeb-i feyz-ü refîkım ve hayâtım oldunuz. Cenâb-ı Hakka ve sizlere çok teşekkürler ederim.

Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı bugün hak etmek zemânıdır. Vazîfe-i mukaddese-i dîniyye ve vataniyyeyi îfâya cehd ediyorum. Rütbe-i şehâdete su’ûd edersem, Cenâb-ı Hakkın en sevgili kulu olduğuma kanâat edeceğim. Asker olduğum için, bu her zemân benim için pek yakındır, sevgili babacığım ve vâlideciğim. Göz bebeğim olan zevcem Münevveri ve oğlum Nezîhciğimi evvelâ Cenâb-ı Hakkın, sâniyen sizin himâyenize tevdî’ ediyorum.

Onlar hakkında ne mümkin ise, lutfen yapınız! Oğlumun ta’lîm ve terbiyesine ve sâlih bir müslimân olarak yetişmesine siz de refîkamla birlikde lutfen sa’y ediniz. Servetimizin olmadığı ma’lûmdur. Mümkin olandan fazla bir şeyi isteyemem. İstesem de pek beyhûdedir. Refîkama hitâben yazdığım melfûf mektûbu lutfen kendi eline veriniz. Fekat çok müteessir olacakdır. O teessürü izâle edecek veçhile veriniz. Ağlayacak, üzülecek, tabî’î tesellî ediniz. Mukadderât-ı ilâhiye böyle imiş. Matlûbât ve düyûnâtım hakkında refîkamın mektûbuna lef etdiğim deftere ehemmiyyet veriniz! Münevverin hâfızasında ve yâhud kendi defterinde mukayyed düyûnât da doğrudur. Münevvere yazdığım mektûbum dahâ mufassaldır. Kendisinden sorunuz.

Sevgili babacığım ve vâlideciğim! Belki bilmeyerek size karşı birçok kusûrlarda bulunmuşumdur. Beni afv ediniz! Hakkınızı halâl ediniz! Rûhumu şâd ediniz. İşlerimizin tasfiyesinde refîkama muâvenet ediniz ve mu’în olunuz.

Sevgili hemşîrem Lutfiyeciğim.

Bilirsiniz ki sizi çok severdim. Sizin için, sa’yimin yetdiği nisbetde ne yapmak lâzımsa isterdim. Belki size karşı da kusûr etmişimdir. Beni afv et, mukadderât-i ilâhiye böyle imiş. Hakkını halâl et, rûhumu şâd et! Yengeniz Münevver hanımla oğlum Nezîhe sen de yardım et!

Hepiniz, hergün beş vakt nemâz kılınız! Bir nemâzı kaçırmamağa çok dikkat ediniz. Rûhuma Fâtiha okuyarak beni sevindiriniz! Sizi de Cenâb-ı Hakkın lutf ve himâyesine tevdî ediyorum.

Ey akrabâ ve ehibbâ ve eviddâ cümlenize elvedâ! Cümleniz hakkınızı halâl ediniz. Benim tarafımdan cümlenize hakkım halâl olsun. Elvedâ, elvedâ! Cümlenizi Cenâb-ı Hakka tevdî’ ve emânet ediyorum. Ebediyyen Allahü teâlâya ısmarladım. Sevgili babacığım ve vâlideciğim.”

Kaynak: Mektubu ülkemizin ilk yüksek kimya mühendisi olan, Kimyager Albay Hüseyin Hilmi Işık Efendi neşretmiştir. Osmanlıca imlaya göre, oldugu gibi latin harflerine aktarılmıştır. (Mektubun aslı için bkz. Cevab Veremedi, Hakikat Kitabevi, sf.340-341)

Kelambaz

Kelambaz

Tarih • Kültür • Edebiyat • Fikir • Aktüalite

1 comment

  • Çok tesirli bir vasiyet/mektup…
    O devrin askerindeki sağlam iman, düzgün itikad, ihlas, vatan aşkı, tevekkül gibi yüksek hasletlerin ne kadar da tabii bir şekilde, zorlamadan tezahür ettiğini farkettim bu mektupta… Allahü teala bütün şehitlerimize rahmet eylesin, bizleri de şefaatlerine nâil eylesin…
    Bu hoş iktibas için de teşekkür ederiz efendim…

Bizi Takip Et!