Kelâmbaz

Bayramların Lezzeti Telaşesinde Mahfuz

Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı arasındaki iki ay on günlük süre göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Zaman mefhumunun nasıl da müphem bir hale geldiğini bir defa daha idrak ettik. Günlerin, ayların, senelerin kızgın güneşin altındaki buz parçası gibi hızlıca eridiğini görüyor, çare bulamıyoruz. Ahîr zamanın bu bereketsiz vakitlerini bereketli işlerle geçirmek bir nebze teselli olabilir bize. Yapabilenlere ne mutlu.

Müslümanlar senede iki defa bayram telaşesine giriyor. Senede iki defa “bayram telaşesi” kalıbını kullanıyor. Umumiyetle telaşelerden, yorgunluktan, rutinimizin dışına çıkmaktan hoşlanmayız. Ama bayram telaşesi öyle mi? Tüketilen enerjiyi fazlasıyla geri veren sevimli bir telaşedir o. Telaşe, telaş kelimesinin halk ağzına yerleşmiş hali. İkisi de mana olarak aynı ama telaş kelimesi tahayyülümüzde menfi yer etmiş. “Telaşe”nin ise bir miktar da olsa müspet akisleri var.

Bayram telaşesinden en çok nasiplenenler kadınlar oluyor. Günler evvelinden başlayan hazırlıklar neticesinde bedenen yorgun, fakat zihin olarak bir o kadar zinde giriyor bayrama kadınlar. Gülü seven dikenine katlanır atasözünü hemen buraya monte edelim. Bayramı seven, telaşesine katlanıyor. Kadınların fizikî yorgunluğunu bayramın kendine mahsus manevî lezzeti tamir etmeye yetiyor. Temizlik, yemek, tatlı yapma gibi faaliyetler sair zamanlarda bazılarımıza keyif vermiyor belki fakat bayram münasebetiyle bu faaliyetlerle iştigal etmek bir nevi rahatlama sağlıyor. Bir kadın olarak bayram telaşesindeki çalışmaların geri dönüşü huzur veren çalışmalar olduğunu söyleyebilirim.

Erkeklerin Telaşesi Farklı

Erkeklerin bayram telaşesi ise biraz cüzdanlarıyla alâkalı. Bütçeleri el verdiğince o hareketliliğe giriyor, hanelerine bayram sevinci yaşatmaya çalışıyorlar. Şeker, tatlı, çikolata gibi yiyecekler, çocuklara dağıtılacak harçlık, yeni kıyafetler, fıtra veya kurban hep malî işler şümûlünde. Tıpkı kadınların ev içi faaliyetleri gibi bayram alışverişi de erkeklere huzur veriyor.

Malum, körü körüne erkek düşmanlığının revaçta olduğu devirdeyiz. Çünkü medyanın ve dijital dünyanın ipini oynatan kuklacılar böyle istiyor. Ve bu sebepten birçok durumda erkeklerin hakkı verilmiyor, teşekkür edilmiyor. Evde hazırlık yapan kadınlar kadar, bayramlarda aile fertlerini bütçesi el verdiğince, elinden geldiğince memnun eden erkeklerin de hakkı verilmeli, onlar da takdir edilmeli.

Yeri gelmişken şuraya parantez açıp erkekler hakkında müspet bir tespit yapmak ve sonra tekrar bayram mevzuuna geçmek istiyorum.

(Geçenlerde mangal yapan erkeklerin fedakârlığından söz eden bir tweet yazılmıştı. Hoşuma gitti ve şöyle bir karşılık verdim: Mangalı yakan ve malzemeyi pişirenler ekseriyetle erkeklerdir ve pişenleri evvela hanım ve çocuklara ikram ederler. Nasıl ki annelik güdüsü var, bu da bir erkeklik, babalık güdüsüdür. Teşekkür edilmelidir.)

Evet, tıpkı mangalın başına geçmek gibi bayram hazırlıklarının para yükünü çekmek, ifrata kaçmadan ailesini, çoluk çocuğunu sevindirmek de bir erkeklik güdüsüdür. Onların hususî sahasıdır.

Örfî Değil, Dinî Bayram!

Tabii geleneksel aile yapımızı devam ettiren ailelerde bu şekilde bir vazife taksimatı söz konusu. Modern hüviyetteki aile yapılarında yaradılıştan gelen erkek-kadın vazifeleri göz ardı ediliyor. Taksimat yapılırken ev işleri ve malî mükellefiyet her iki cinse de eşit dağıtılıyor. Ortada yazılı veya sözlü bir akit olmuyor belki ama pratikte (moda tabirle “de facto” olarak) evlilikleri bu şekilde devam ediyor. Hoş, sadece seküler ailelere mahsus değil böyle çarpık aile yapıları… Muhafazakârlığı benimsemiş insanlarda da fıtrata ters vazife paylaşımları söz konusu. Yakında beylerine “bayram tatlısını sen yap, ben çocukla bayram alışverişine gideyim, keyfimce gezeyim” diyen kadınlar görsek şaşırmayız mesela. Bayramları aile büyükleriyle geçirilen, dua edilen, dua alınan dinî günler yerine tatil fırsatı olarak zihnine işleyenlerin sağcısı, solcusu, inançlısı, inançsızı kalmadı artık.

Düşünüyorum da bayramların dinî hüviyetini düşünmeyip örfî bayram gibi kutlayanlar, ibadetleri asıl maksadından uzaklaştırıp ritüelleştirenler nasıl alabilir ki bu güzel günlerin lezzetini? Kabuğa teveccüh edenler nereden bilebilir ki çekirdeğin özünü?

“Karşılanan Yolcu”

Hasıl-ı kelâm bayramlar kadınların ve erkeklerin mizaçlarına uygun telaşeleriyle hakikî lezzetini buluyor, manevî bir iklim sunuyor. Ve elbette çocuklar… Onların da anne-babaların telaşesine şahit olmaları çok mühim. Bayramın “karşılanan bir yolcu” olduğunu hafızalarına nakşetmek lazım. Erkek çocuklarının bayram namazlarına götürülmesi, kız çocuklarının misafirlere çikolata, tatlı ikram etmesi, bayram şuurunun yerleşmesine katkıda bulunur. Sonra kendi tatlı dünyalarının telaşelerine, şeker, harçlık toplama işine dalıp gitsinler tabii…

Herkesin bayramını tebrik eder, huzurla, şuurla geçirilecek nice bayramlar dilerim.

Zeynep Serhan Koşal

Zeynep Serhan Koşal

Yorum Yaz